8 Temmuz 2016 Cuma
şişko majör depresyon
Bu benim ilk blog denemem.O yüzden çok heyecanlıyım.
Uzun süredir duygularımı kağıda dökmek istiyorum anacak bir türlü olmuyor.Şu anda saat 04.00.Uzun zaman sonra ilk defa nefes aldığımı hissediyorum.Bu böyle arada bir olur bende.Hayatımın en mutlu anlarında bile kendimi o andan kilometrelerce uzakta mutsuz hissedebiliyorum.Bazen nefes almak dahi ağır gelebiliyor.
Kontrol etmeye çalışıyorum ama nafile.Bunu atlatmaya çalışmadım mı çalıştım elbet.Her seferinde ısrarla depresyonu yendim.Ama artık kendimi çok yorgun hissediyorum.Çünkü depresyonu her aştığımda tekrar girebileceğimi biliyorum.Kaçmaya çalışıyorum.Hayatı dolu dolu yaşamaya çalışıyorum.Ama en ufak bir boşukta tekrar düşüveriyorum depresyon denen illetin pençesine.
Çerveremdeki (ailem dışındaki) herkes ne kadar güleryüzlü ne kadar neşeli diyor.Ama kimse depresyndan kaçmaya çalıştığımın farkında değil.En çok güldüğüm anda dahi intiharı düşünürken buluyorum kendimi.Bazen korkudan bazen de intihar edicek gücü dahibulamadığımdan her seferinde vazgeçiyorum.Bu sefer diyorum.Bu sefer olucak.Değişicem.Ama her seferinde önüme başka bie engel çıkıyor.
Ben öyle çok mutlu bir çocukluk geçirmedim.Çocukluğumla ilgili iyi anılarım bir elin 5 parmağını geçmez neredeyse.Ya da var ama kötü olanlar o kadar aklımda ki iyileri hatırlayamıyorum.Etrafımda sürekli kavgayla büyüdüm ben.Anne ve babalarının etkisi altında kalan annem ve babam birbirleriyle kavga etmekle meşgul olduklarından bizi görmediler bile.
Kavga neden miydi?Mal mülkpara babaannem anneannem.Dışardan bakıldığında herkestarafından kıskanılan bir aile ama içi seni dışı beni yakar derler ya o hesap.Yıllar geçtikçe ben o paradan nefret ettim.Ama maddiyatsız da mutlu olamaz oldum.Çünkü ne zaman babamı sorsam kızım senin baban yok babanın parası var dendi bana.Ben de babamın yerine parayı koyarak mutlu olmaya çalıştım.Sonuç,SIFIR...
Şimdi kavga etmiyorlar hatta araları baya iyi.Benim se bundan mutlu olmam gerekiyor.Ama değilim.Mutsuz da değilim.Hissizleştim artık.
Önceleri depresyon krizleri geldiğinde etrafıma küser ters davranır ya da hak etmedikleri kadar kibar davranır ama içten içe kızardım.Sabrım taştığındaysa incir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerden olay çıkartırdım.Mutsuzdum.Kızgındım.Öfkeliydim ama sebebini kestiremiyordum.Ailem tarafından bu öfke patlamalarından dolayı sürekli terbiyesiz asabi kendini beğenmiş şımarık olarak atfedildim.Bir tek kardeşim hariç.O beni anlıyordu.Onu gerçekten seviyorum ve kaybetmek istemiyorum.Bu sebepten ona karşı diğerlerine nazaran daha düşünceli davranmaya çalışıyorum.
Daha sonraarı depresyone girdiğim dönemlerde diğerlerine nazaran daha bilinçli olduğumdan (uzun bir dönem terapiye gittim)depresyonu yavaş yavaş daha az hasarla atlatmaya başladım.Her seferinde öncelikle kendimi ufak dahi olsa iyi hissettirecek hedefler koyuyor onları gerçekleştirmeye çalışıyordum.Başlarda işe yaradı da.Ama özgüvenimi düşürecek en ufakbir durumda her seferinde eskisinden daha da kötü olmaya başladım.
Hayatım boyunca özgüven eksikliğim o kadar had safhaya ulaşmış ki farkında olmadan kendime ket vurur olmuşum.Ve hala ne yazık ki bunun tam olarak önüne geçebilmiş değilim.Ne zaman kendime olan güvenimi sarsacak bir durumla karşılaşsam o işe giderken ayaklarım geri geri gitmeye başlıyor.Ve hatalar yapıyorum.Doktorum bunu bilinç altımın özellikle yaptığını söylemişti.Çünkü zaten en başında bile o işi yapamayacağıma kendimi inandırıyorum istemeden.
İnsan 7 sinde neyse 70 inde de odur derler ya çok doğru.Psikolojik araştırmalar insanın karakterinin doğumdan itibaren çocukluk çağına kadar olan süreçte yani 0-7 yaş arasında oturduğunu doğruluyor
Oysa biz çocukların hiçbir şey anlamayacağını düşünürüz genelde.
Bu çok büyük bir yanılgı ne yazık ki.
Bu yanılgının sonucu ne mi?
27 yaşında;
İlk üniversitesini kendi isteğiyle okumasına rağmen mesleğinde dikiş tutturamammış;;
tartıya çıktığında 3 haneli rakamları gören;
kendisini hayatı boyunca çirkin hisettiği için hoşlandığı hiçbir erkeğe reddedilme ve alay edilme korkusuyla açılamayan;
çıktığı birkaç kişiyle de bu benimle neden çıkıyor kesin ben bunun en son seçeneğiyimdir diye düşünüp,kuruntulara kapılıp ayrılan;
Pek çok mağazada istediği kıyafeti bulamayan;
Spor giyiniyorum ben bu benim tarzım deyip aslında böyle giyinmekten nefret eden;
Aşırı terlediğiiçin yaptığı makyaj ve fön en fala yarımsaat dayadığından bunların hepsinden vazgeçen;
kilodan dolayı şeker ve tiroid hastası olduğu için zayıflaması ekstra zorlaşan,aynaya bakmaya dahi korkan;
günden güne artan özgüven eksikliğiyle kendini aptal zanneden;
her bayram aile iyaretlerinde "kızım zayıfla artık.Bak kardeşin ne kadar güzel zayıflamış.Koca bulamıycaksın."deyip ardından bayrama rağmen diyette olduğum halde zorla tatlı ikram eden,"Bir kereden bir şey olmaz burda ye diğer yerlerde yemezsin" diyen ve bunu bir tek kendisinin dediğini zaneden aptallara kaşı içten içe ağlarken buna aldırmıyormuş gibi davranmaya çalışan;
Sokakata yürürken yanından geçen insanların "Oha şişkoya bak" dediklerini duymasına rağmen duymazlıktan gelen;
ve bunu yanındaki arkadaşlarının duyduklarını bilmesine rağmen duymamış olmalarını umut eden birinsan haline geldim.
Her şeyi geçtim sağlığım için zayıflamam gerekiyo evet ama insanlar neden bundan bu kadar zevk alıyorlar anlamıyorum.Kendilerini daha kötü durumdan olan biri ile karşılaştırıp iyi hissetmek daha kolay sanırım.Peki burda beni onlardan farklı kılan ne?Daha kilolu olmam daha kötü bir insan olduğum anlamına mı geliyor?
Daha kilolu olmam değil ama içinde bulunduğum psikolojik durum bazen kendimi kötü ve bencil bir insanmışım gibi hissetmeme sebep olabiliyor.Bazen öyle anlar oluyor ki kendimi kirpi gibi hissediyorum.Bana iyi niyetle yaklaşmaya çalışan insanlara dahi içimde sebepsiz bir öfke sonsuz bir kin duyduğumu hissediyorum.Ve içimdeki bu potansiyel beni korkutuyor.Yakın bir zamanda bana psikolojik olarak çok büyük zararları olan bir akrabamı kaybettim.Bu kendimi yanında kötü ve hasta hissettiğim için zoraki durumlar haricinde görüşmeme kararı aldığım bir akrabamdı.Haberi aldığımda ne hissettiğimi anlamaya çalıştım.Üzüntü?Kızgınlık?Öfke?Sevinç?İlk olarak sevinmediğime şaşırdım.Yani üzüntü duymayacağım aşikardı ama bu habere sevinmediğimi de hissettim.Hala düşünüyorum o an ne hissttim diye ama sanırım hissettiğim en büyük şey boşluktu.Hissizlik. Ama bu sanırım diğerlerinden daha da kötü.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)